fbpx

HAYALLER GERÇEĞE ALİAĞA GELECEĞE

Başkana Ulaşın

Nasıl Bir Aliağa Hayal Ediyorum?

İnsan yaşadığı şehre benzer, şehrimizin düzensizliğine izin vermeyelim.

İnsanlar yaşadıkları şehirlere benzerler. Yaşadıkları şehir insanların hem davranış, hem düşünüş, hem de hayat tarzlarını etkiler. Tabii o şehirde yaşayan insanlar da yaşadıkları şehre bir şeyler katarlar ve o şehir üzerinde etkide bulunurlar. Onun için yaşadığımız şehre dikkat etmemiz gerekir. Yaşadığımız şehre o şehir nasıl olsun istiyorsak öyle davranmak bizim de, içinde yaşadığımız şehrin de yararınadır. Fert olarak benim şehre davranışımın ne etkisi olur diye düşünmeyelim. Olumlu düşünür ve ben şöyle davranırsam benim şehrim de bana böyle davranır şeklinde olumlu bir düşünce de kuşkusuz olumlu bir enerji oluşturacak ve bu olumlu enerji de şehrimize olumlu olarak yansıyacaktır. Şehre yansıyan bu olumlu enerji şüpheniz olmasın şehrin bize muamelesine olumlu olarak yansıyacaktır.

Güzel şehrimiz Aliağa Türkiye’nin en sanayileşmiş ilçelerinden. Türkiye bütçesine, millî gelire katkısı birçok vilayetimizden kat kat fazla olan bir ilçemiz. Türkiye’nin en sanayileşmiş şehirlerinden olması haliyle içinde hayatımızı idame ettirdiğimiz şehrimize ciddi bir göçü de beraberinde getirdi. Bu göç şehrimizin demografik yapısını doğal olarak etkiledi. Demografik yapının değişmesi haliyle şehrimizin sosyal dokusuna ve kültürüne de doğrudan tesir etti. Şehrimizin sosyal dokusu ve kültürel yapısına yönelik şimdiye kadar ciddi bir çalışma ne yazık ki yapılamadı. Türkiye’nin en sanayileşmiş ilçesi haline gelmesi doğal olarak şehrimizin hormonlu bir şekilde büyümesine de vesile oldu. Aliağa’mızın hormonlu bir şekilde büyümesi beraberinde başta altyapı olmak üzere birçok sorunu da getirdi. Çünkü Aliağa şehir olarak büyürken bu kadar büyük bir nüfusa hitap etmek üzere planlanmamıştı. Mevzi tedbirlerle altyapı sorunlarının üzerinden gelinmeye çalışıldı bizden önceki yöneticiler tarafından. Fakat adı üzerinde tedbirler mevzi tedbirdi, yani o andaki ihtiyacı karşılamaya yönelik tedbirlerdi. Dolayısıyla Aliağa’nın sorunlarının çözülmesine yaramadı bu tedbirler. Yüz binlik hatta çok daha fazla bir nüfus için yeniden planlanması gerekiyordu Aliağa’nın sorun yaşamaması için. Bunu gerçekleştirmek yerel yönetici olarak bizim boynumuzun borcu. Biz bu sorunlar üzerinde çalışırken, merkezî hükümet Büyükşehir Kanununu değiştirdi ve değişen o kanun öncesinde bizim yükümlülüğümüz ve uhdemiz altındaki birçok yetki ve sorumluluğu Büyükşehir Belediyesi’ne verdi. O kanun bizim elimizi kolumuzu bağladı. Mesela ana caddelerde yapılacak hizmetler başta olmak üzere su ve kanalizasyon işleri tümüyle Büyükşehir’in sorumluluğu ve uhdesine bırakıldı bu kanunla. Büyükşehir Belediyesi’nin izni ve planlaması olmadan ne hizmet yapabiliyoruz, ne de yatırım. Bir hizmet ve yatırım ihtiyacı ortaya çıksa bu alanlarda öncelikle Büyükşehir Belediyesi’ni ikna etmemiz, sonra da Büyükşehir Belediyesi’ni bu hizmet yatırıma razı etmemiz gerekiyor ki, siz Aliağalılar için hizmet ve yatırım yapabilelim. Elimiz kolumuz bağlandı derken bunu kastediyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin halini ise biliyorsunuz. Bırakın bize hizmet için katkı sağlamasını, ellerinden gelse sizler için yaptığımız hizmetleri bile engelleyecekler. Bu sorunların aşıldığı bir Aliağa, sizin her hizmet ve yatırım ihtiyacınızı karşılayacak bir Aliağa bizim yönetici olarak en önemli düşlerimiz arasında yer alıyor.

Türkiye’nin en sanayileşmiş ilçelerinden olmanın avantajlarının yanı sıra dezavantajları olduğunu da görmezden gelemeyiz. Avantajlar aynı zamanda şehrimiz için sorun yumakları olarak da karşımıza çıkıyor. Mesela sanayi için işçi gerekiyor ve bu işçiler ya şehrimizden, ya şehrimize yakın yerlerden, ya da işin türüne göre gereken kalifiye işçi nereden temin edilebiliyorsa oradan temin ediliyor. Bu şehrimiz bir avantaj. Bir avantaj, çünkü geçimini şehrimizdeki sanayi tesislerinden temin eden bir çalışan kitlesi var ve bunların kazançlarının büyük kısmı şehrimizde kalıyor. Şehrimizin ekonomisine büyük bir katkı bu. Fakat bu aynı zamanda az önce bir kısmını zikrettiğimiz sorunları da beraberinde getiriyor. Sosyal doku değişiyor, kültürel yapı değişiyor. Şehrimiz ise bunlara hazırlıklı değildi ve bunun için bu bir dezavantaj olarak çıkıyor karşımıza. Büyüyen nüfusla birlikte şehrin ihtiyaçları büyüyor ve şehrimiz bu büyük sorunlar göz önünde bulundurularak bir şehir planlaması yapılmadığı için ciddi sıkıntılara yol açıyor. Bunun dışında Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarının, fabrikalarının şehrimizde olması çok ciddi bir avantaj. Çünkü Türkiye’nin en büyük sanayicileri, hükümetin bakanları – başbakanları, hatta Cumhurbaşkanı’nın ilgisi şehrimizin üzerinde oluyor. Şehrimizdeki sanayi tesislerinin sorunları doğrudan Türkiye’nin sorunları haline geliyor ve başta sanayicilerimiz olmak üzere merkezî hükümet ve bu sorunların çözülmesi için doğrudan devreye giriyorlar. Fakat bu sanayi tesislerinin şehrimize ekonomik katkısı ne yazık ki bu tesislerin büyüklüğünün o kadar altında kalıyor ki. Sanayi tesislerinin katkısı sadece iş imkânlarının fazla olması noktasında cömert. Bir de bu tesislerin belediyemize ödediği çok cüzi vergiler dışında fazla bir ekonomik katkısı yok. Mesela Türkiye’nin en büyük iki sanayi kuruluşlarının en büyük fabrikaları Aliağa’da. Üretimlerini şehrimizde yapıyorlar. Fakat kazançlarından ödedikleri vergiden tek kuruş bırakmıyorlar Aliağa’ya. Çünkü yürürlükteki mevzuat bu sanayi tesislerinin şirket merkezi hangi şehirdeyse vergisinin de o şehre yatırılmasını öngörüyor. Dolayısıyla bu tesislerin Aliağa’nın kamu ekonomisine katkısı kelimenin tek anlamıyla sıfır düzeyinde. Bu tesislerin Aliağa’da olmasından şikâyet ediyor değiliz. Çünkü sonuçta o tesislerde çalışan işçilerin Aliağa ekonomisine katkısı görmezden gelinemeyecek bir düzeyde. Bizim itirazımız bu tesislerin sahibi şirketlerin gelirlerinden ödedikleri vergiyi şehrimiz dışında bir başka şehre yatırmalarına. Tamam, bu merkezî hükümetin çözebileceği bir sorun kabul ediyoruz. Fakat bu sıkıntının da çözüldüğü bir Aliağa da bizim en önemli düşlerimiz arasında yer almaya devam edecek.

Aliağa sahili, rıhtımı olan bir şehrimiz. Aliağa aynı zamanda rüzgâr açısından da çok ciddi bir imkâna sahip. Etrafında, yakınında dağlar olan bir şehrimiz de aynı zamanda. Turizm yatırımı, enerji yatırımı, turizm yatırımı yapılmaya müsait bir şehir Aliağa. Birçok vilayette bile Aliağa’nın sahip olduğu bu imkânlar yok. Şehrimizin birçok bölgesine rekreasyon alanları yapılabilecekken ne yazık ki yapılamıyor. Biz yatırım yapmak için yola çıktık, ama başta İzmir Büyükşehir Belediyesi ve bizim bu yatırımı yapmamızın önüne bir yığın engel çıkardılar. Üstelik yapmak istediğimiz bu yatırımın bize öyle ciddi bir maliyeti de olmayacaktı. Bu yatırım hem bir ihtiyaçtı, hem de bir imkân, ama engelleniyoruz. Ne kadar engellemeye çalışsalar da ne bu hizmetimizi, bu yatırımımızı engellemeye güçleri yetmeyecek. Bu bizim bir düşümüz ve düşümüzü gerçekleştirmeye azmimiz de irademiz de var. Ne yapıyorsak size hizmet bizim boynumuzun borcu olduğu için size hizmet adına yapıyoruz. Size hizmet etmekten alıkoymaya ise hiç kimsenin gücü yetmez.

Türkiye’nin sanayileşmiş ilçesinde bir yerel yönetici olarak görev almış olmanın onuru bize yeter. Sizin dualarınız, memnuniyetiniz bizim en büyük desteğimiz. Aliağa’nın sanayileşmesi esnasında yönetici değildik, ama Aliağa’nın Türkiye’nin en sanayileşmiş ilçelerinden biri olduğu gibi, turizm yatırımlarının da en fazla olduğu ilçelerden biri olması için elimizden geleni yapma gayreti ve azmi içindeyiz. Aliağa’nın trafik sorunu bugünkü nüfusun ihtiyacını karşılamakta bile zorlanıyor. Aliağa’nın bu sorunun çözüldüğü bir şehir haline gelmesidir bizim düşümüz. İstiyoruz ki Aliağa aldığı rüzgârla sadece kendisine yetecek değil, aynı zamanda yakın çevresinin de elektrik ihtiyacını karşılayan bir şehrimiz haline gelsin. Altyapı sorunlarını çözmüş, bugünkü nüfusunun iki üç katına yetebilecek kapasitede çağdaş bir şehir planlamasına sahip bir şehrimiz olması en önemli düşlerimizdendir. Değişen demografisinin getirdiği sorunları çözmüş, yetmiş iki milletin bir arada ve barış içinde yaşadığı bir şehir olmayı hakkediyor Aliağa. Değişen sosyal dokusuna, değişen kültürüne rağmen sorun yaşanmayan bir şehirdir Aliağa. Yedi yaşındaki kardeşimizin de yetmiş yedi yaşındaki dedemizin – ninemizin de ihtiyaç duyduğu hizmeti aldığı ve bu hizmetten memnun kaldığı bir şehir meydana getirmenin imkânsız olduğuna inanmıyorum. Bunu gerçekleştirecek vizyon, azim ve iradeye sahibiz hamdolsun. Bu düşümüzü gerçekleştirmemize kimsenin engel olmasına fırsat vermeyeceğiz Allah’ın izniyle. Çünkü biz içinde yaşadığımız şehre benzeriz. Şehrimiz bize bir şeyler katar, biz de şehrimize katarız. Şehrimiz karmaşa içinde olursa, bizim de kafalarımız, hayatlarımız karmaşa içinde olur. Şehrimizin düzeni kadardır bizim de düzenimiz. Şehrimizin düzensiz bir şehir haline gelmesine izin vermeyelim. Hayalimizdeki Aliağa’yı gerçekleştirmek için ”Az Laf Çok İş…” diyerek çalışmaya devam edeceğiz.