fbpx

HAYALLER GERÇEĞE ALİAĞA GELECEĞE

Başkana Ulaşın

Dünya Engelliler Günü

Bugün Dünya Engelliler günü. Bugünün tahsis edildiği insanlar bedensel veya zihinsel olarak bazı işlevlerini bir başkasından yardım almadan yerine getiremeyen insanlar. Onlar adına, onları anmak, en azından bir farkındalık oluşturmak için bir gün tahsis edilmesi takdir edilecek bir durum. Bu meselede bir hususa dikkat çekmek gerekiyor. Günü adlandırmada bir tuhaflık, bir yanlışlık olduğunu söylemeden geçmek olmaz. ENGELLİ diyerek bir dışlamada bulunmuş, onları bizden ayırmış oluyoruz herşeyden önce. Engel onların bedenlerinde yahut zihinlerinde değil. Engel bizim zihnimizde, bizim kültürümüzde, bizim yaşantımızda. Biz onları Allah’ın özel kulları olarak görüyoruz. Allah onları farklı özelliklerle, farklı zenginliklerle yaratmış. Onların bu zengin meziyetlerinin bize açabileceği o kadar güzel pencereler var ki. O zenginlikleri ifade etmeye kelimeler kifayet etmez.

Onların niçin ve nasıl böyle yaratıldıkları hakkında birçok görüş dile getirmek mümkün. Tıbbi, dini mazeretler, toplumsal, coğrafi gerekçeler dile getirilebilir ve bunların hepsi de doğru olabilir. Fakat bu gerekçelerin hiçbiri onların Allah’ın özel yarattığı kullar olduğu gerçeğini değiştirmez. Biz insanlar fıtratı değiştirmeye, gıdaların bile genlerini değiştirmeye başladık. Genetiği değiştirilmiş gıdaların etkisinin olduğunu görmezden gelemeyiz.

Devletimizin ENGELLİ / ÖZÜRLÜ olarak adlandırdığı bu kardeşlerimizin her biri etimize, ciğerimize, hatta kalbimize batmış birer kıymık. O kıymığı oradan çıkarmak, hatta yerinden bile oynatmak mümkün değil. Çünkü kıymığa her değişimizde tarifsiz acılar içine düşüyoruz. Hatta kıymığın varlığı bile canımızı acıtmaya yetiyor. Bizim dışardan canımız bu kadar acırken bir de o çocukların ailelerinin acısını düşünmek içimizi burkuyor.

Devletimizden Allah razı olsun, 5 yüzbin civarında bu neviden ailemize evde bakım yardımı yardımı yapıyor. Evde bakım yardımından faydalanmak isteyen ailelerin yerine getirmesi gerekenler ise hem o çocuklar, hem de aileler için eziyet anlamına gelebilecek kadar çok fazla bürokratik işlemi gerektiriyor. Bunlar merkezi hükümetin çok küçük dokunuşlarla, çok küçük müdahalelerle eziyet olmaktan çıkarılabileceği, memnuniyeti birkaç kat artıracak şeyler. Mesela Devletin yüzde 80 üzeri engellilik sınıfına dâhil ettiği bir çocuğu ve ailesini 2 yılda bir rapor almaya zorlamak hem o aile için, hem de çocuk için ciddi bir eziyet. Çünkü o aile ve çocuk eğer büyükşehirde ise en az 15 gün hastaneye gidip gelmek zorunda kalıyor. Tetkiklerin ardından bir de ileri bir tarihte heyete girebilmek için tekrar hastaneye taşınıyor. Bu neviden çocuklar için kayd -ı hayat şartıyla bir rapor tanzim edilebilir. 2 yılda bir rapor yenilemeyi ise engellilik hâli yüzde 40 ile yüzde 60 aralığındaki çocuklar için gerekli kılabilir. Yüzde 60 yüzde 80 aralığındaki çocuklar için ise 5 yılda bir rapor yenileme şartı getirebilir. Bunlar çok küçük müdahalelerle çözülebilecek ve memnuniyeti artırıcı tedbirlerdir. Üstelik çocuğun ve ailesinin çektiği eziyet azaldığı için onların edecekleri dua da hepimizin muhtaç olduğu bir şey. Mesela engelli ailelerine haftada, on günde bir uğrayıp sadece sohbet edecek birini göndermek o kadar zor olmasa gerek.

Bunlar merkezi hükümetin çok küçük dokunuşlarla çözebileceği aksaklıklar.
Bizim yerel yönetim olarak engelli şeklinde adlandırılan kişiler ve onların ailelerine pozitif ayrımcılık yapacağımızı belirtmek isterim. O insanlar ve aileleri belediye hizmetlerinden öncelikli olarak faydalandırılacaklardır. Engelli sayılan bu kardeşlerimiz ve aileleri belediyemizin ulaşım hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanabileceklerdir. Yanlarında aileden biri olmasa da refakatçi konumundaki kişi de yakınlık derecesine bakılmadan aynı hizmetten faydalanabilecektir.

Bu kardeşlerimiz ve aileleri diğer kurumlarda yaşadıkları sıkıntıları doğrudan bize iletirlerse onların sorunlarını çözmek bizim boynumuzun borcudur. O kardeşlerimiz mesela hastaneye gitmek istediklerinde onlara araç tahsis etmek de, yanlarına refakat edecek bir görevli temin etmek de bizim boynumuza borçtur. Yeter ki o ailelerimiz bize ulaşsın, bizi hallerinden haberdar etsinler.

Çünkü o kardeşlerimiz en az aileleri kadar bize de Rabbimizin bir emanetidirler. Onların hepsi birer Cennet Çocuğudur. O kardeşlerimize hizmet etmek, onların ailelerine hizmet etmek dünyada yapabileceğimiz en hayırlı hizmetlerin başında gelir. Rabbimizin kendisi için özel olarak yarattığı o masumlara hizmet etmek kadar lütfa mazhar olacak çok az hizmet vardır bu dünyada. Ayrıca yerel yönetim olarak hizmet etmek bizim vazifemiz, bizim boynumuzun borcu.
Bu duygularla tüm Aliağalılar’a selam ve hürmetlerimi sunuyorum. Hepinize sağlıklı günler temenni ediyorum.

SERKAN ACAR