fbpx

HAYALLER GERÇEĞE ALİAĞA GELECEĞE

Başkana Ulaşın

Aliağa Yörükler Derneği Kültür Şöleni

Sevgili Yörükler,

Sevgili Aliağalılar,

Uzak Asya’dan kalkıp Anadolu’ya bir kısrak başı gibi boynunu uzatıp girenler,

Anadolu’yu vatan, Akdeniz’i, Ege’yi, Karadeniz’i mesken tutanlar,

Yörük kardeşlerim, Türkmen kardeşlerim,

Karındaşlarım, can kardeşlerim hepinize selamlar, sevgiler…

Uzak Asya’dan kalkıp Anadolu’nun mümbit topraklarını sürülerine yaylak haline, kışlak haline getiren kardeşlerim…

Kardeşlerim diyorum, çünkü ben de bir Yörüğüm.

Dağların rüzgârını bağrında hissetmezse, yaban çiçeklerinin kokusunu ciğerlerine çekmezse mahzun olanlardanım ben de.

Dağların tepelerin zirvesinde rahat ediyoruz hepimiz. Çünkü ufka baktığımızda gözümüzün önüne dağlardan başka engel görülmüyor. Bu bizim hürriyet tutkumuzun ifadesidir.

Bizim bu dağlarda yâre vurulmamızın adı sevdadır, hatta karasevdadır. Onun için sevda makamında yakılır türkülerimiz. Onun için o kadar yanıktır yakılan türkülerimiz. Yârimizin çevresine de türkü yakarız, ceylan gibi sekişine de. Çünkü Yörük kızlarımız, Türkmen kızlarımız yakılan türküleri kıskandıracak, yaban çiçeklerini kıskandıracak güzelliktedir. Karacaoğlan gibi bir büyük halk aşığını peşinden koşturan güzelliği hangi çiçek kıskanmaz. Onun için bizde âşık olunmaz sevdalanılır. Aşk şehirli işidir. Bizde Âşık türkü yakan halk ozanlarına denir. Yörük gencinin yâre tutulmuşuna âşık değil, sevdalı deriz biz.

Kızlarımıza çiçek isimleri veririz. Çünkü güzelliğin adıdır bizde çiçek. Güzel olan her şeyi çiçeğe benzetiriz. Çünkü yaban çiçeklerinin görüntüsü gözlerimizin ışığı, kokusu ciğerimizin gıdasıdır. Kızlarımız çevrelerinin kenarına veya tepesine yaban çiçeklerinden bir külte takmadan duramazlar. Oyayla işledikleri çevrelerinde mutlaka bir çiçek motifi vardır kızlarımızın. Oyalarla işledikleri destemellerinde, yağlıklarında, başboncuklarında da çiçek motiflerinden geçilmez. Sevdalandığımız kızın çevresindeki bir çiçek motifinden, çevresine iliştirdiği bir çiçekten yüzlerce anlam çıkarırız. Tıkandığımız noktada da sığınağımız türkülerdir. Zaten yârimiz de o çiçeği bizi türkülere savurmak için iliştirmiştir çevresine.

Yörüğün gizli dili haline gelen çiçek yörüğün hayatının ayrılmaz bir parçasıdır da. Yaban çiçeklerini pişirdiği aşta da kullanır yörük, hekim gerektirmeyen küçük marazlarını defetmekte de kullanır. Çiçekle içiçe bir hayat sürdüren yörük, çiçekle dosttur. Çünkü çiçeklerin dilini bilir, çiçeklerin zikrini bilir. Aşinadır çiçeklere.

Ey meskeni dağlar olan Yörük kardeşlerim,

Ey başını yastığa koyduğunda tepesinde gökyüzünü görmezse,

Çarşaf niyetine yıldızlı semayı üzerine çekmezse uykusu kaçan Yörük kardeşlerim,

Bizim için dağlar ana gibi, yâr gibidir.

Biz dağın zirvesine çıkıp ufka bakmazsak rahat edemeyiz.

Ufuk bize sonsuzluk düşüncesi verir. Ufuk bize alabildiğine özgür, özü gür olduğumuz hissini verir. Özümüz gür olacak ki dağların gürlüğüne bizi katsın.

Dağlar bizimle dosttur. Çünkü biz dağların dostuyuz, dağların dilinden anlarız. Dağın dilinden anlamazsak zaten o dağ bize kendi bağrını açmaz. Dağ bize bağrını açmazsa o dağlarda hayatta kalamayız. O dağlara kıl çadırımızı kuramayız. O dağlara sürülerimizi emanet edemeyiz.

Ağaçlar bizimle dosttur. Çünkü biz ağaçların dostuyuz, ağaçların dilinden anlarız. Ağacın dilinden anlamazsak hangi ağacın hangi kısmının sürülerimiz için, hangi kısmının şifa için olduğunu bilemeyiz. Bunları bilemezsek sürülerimiz telef olur, arıklarımız şifa bulamaz.

Toprak bizimle dosttur. Çünkü her şeyden önce biz topraktan geldik, toprağa karışacağız. Topraktan hem kendimiz doyarız hem sürülerimiz doyar. Toprağa dost olmazsak, toprağın dilini bilmezsek üzerindeki bin bir çeşit faydayı göremeyiz. Faydayı göremediğimiz için de toprağın bize sunduğu nimetleri ayırt edemeyiz. Toprağın bize hediye ettiği güzellikleri göremeyiz. Güzellikleri göremezsek aşkımızı ifade ederken yanlış çiçekler kullanır, kilim dokurken yanlış motifler atarız.

Dağın dilini, ağacın dilini, toprağın dilini bildiğimiz için yüzyıllardır bu dağlarda hayatta kalabildik, ayakta kalabildik. Bizi yüzyıllardır hayatta ve ayakta tutan da bu bilgidir zaten. Belki bilgimiz üniversite profesörünün bilgisi mesabesinde değildir, ama uygulandığında bizi hayatta tutacak düzeydedir de.

Tüm bunları bildiğimiz için kıl çadırımızın üstünden halen duman tütüyor. Kıl çadırımızın üstünden duman tüttüğü için dost da düşman da Devletimizin ayakta olduğunu biliyor. Dağlarda o dumanı tüttürmek ancak kahramanların yapabileceği bir iştir. Siz Sevgili Yörük kardeşlerim işte devletimizin dimdik ayakta olduğu bilgisini dosta düşmana ilan eden o kahramanlarsınız.

Bu milletin kahramanları eksik olmaz. Kahraman sadece cephede olmaz. Pörsümüş bir çiçeğe su vermek de kahramanlıktır, bir dumanını tütmesini temin etmek de. İşte siz o dumanın tütmesini temin eden kahramanlardansınız. Şehrin rahat hayatı varken, dağların meşakkatli hayatını tercih ettiniz çünkü. Hepinizi tebrik ediyor, hepinize teşekkür ediyorum.

Aliağa Yörükler Derneği Kültür Şölenine katkıda bulunan,

Başta Aliağa Yörükler Derneği olmak üzere,

Samsun Yörükler Derneği,

Ödemiş Bıçakçı Efeler Derneği,

İzmir Yörükler Derneği Folklor Ekibi,

Aliağa Engelli Mehteran

Ve Helvacı Spor Kulübü Folklor ekibine tüm Aliağalılar adına teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum.

Kültür Şölenimize katılan sanatçılarımız,

Tolga Çandar,

Fatoş Kadıoğlu,

Emel Örgün,

Ali Musa Tunç

Ve Özer Kanat’a da

Şahsım ve tüm Aliağalılar adına şükranlarımı sunuyorum.

Ayrıca bu festivalin düzenlenmesinde emeği geçen herkesi tebrik ediyor, hepinizden Allah razı olsun diyorum.

Hepinize hürmet ve muhabbetlerimi sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.